Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9

Konu: Ural Nadir'in Ardından...

Hybrid View

  1. #1
    ALKARA Abreg Çelem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    9 Jun 2012
    Bulunduğu yer
    Samsun
    Mesajlar
    336

    Ural Nadir'in Ardından...

    Şu an bu kelimeleri yazmak bana işkence gibi geliyor. Ama grubumuzla ilgili tek bilgi kaynağı bu site olan arkadaşlarımız için daha da gecikmeden yazmak zorundayım.

    Bu sabah can dostumuz Ural Nadir'i kaybettik. Cenazesi yarın (24 şubat 2017 cuma) saat 13:00'te Oran, 631 sokak'ta bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi ve Cemevi'nde yapılacak törenin ardından Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verilecek.

    Hepimizin başısağolsun
    Konu Abreg Çelem tarafından (23-Feb-2017 Saat 21:19 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Yaşım 40’ı geçtiğinden beri yüzümü ıslatmadan ağlamayı beceremiyorum. Yaşıyor olmanın en ağır bedellerinden birisi bana “Ağabey” diye hitap eden güzel insanların bu dünyadan göçüp gitmesine şahit olmak... Dün “Ural’ı kaybettik” diye bir yazı okudum, inanamadım. Hani takımın son dakikada bir gol yer de az bir umutla hakemin ofsayt ya da faul gerekçesiyle golü iptal etmesini umarsın ya, birinin çıkıp bunun doğru olmadığını söylemesini bekledim. Doğruymuş.

    Televizyon yorumcuları G.Birliği tribünlerinin boş olduğunu söylediğinde yanlarında olsam “Nasıl boşmuş... Sen orada kimlerin olduğunu biliyor musun?” diye sorasım gelirdi. Artık kızmam onlara. İçinde 100.000 kişi bile olsa Ural’ın olmadığı bir G.Birliği tribünü benim için dolu değildir.

    Sadece eşine, dünya güzeli minik kızlarına, Alkaralara, Ankaralılara değil dünyanın bütün insanlarına sesleniyorum. Hepinizin başı sağ olsun. Sizlere daha yaşanır bir hayat, daha güzel bir dünya sunabilmek için çabalayan çok değerli bir insanı kaybettiniz.

  3. #3
    ALKARA
    Üyelik tarihi
    20 Mar 2013
    Bulunduğu yer
    Kızılay
    Mesajlar
    310
    aman allahım bu ne kadar üzücü haber.. canımızdan bir parça gitti..

  4. #4
    ALKARA
    Üyelik tarihi
    17 Mar 2013
    Bulunduğu yer
    ODTÜ
    Mesajlar
    53
    Sadece Alkara ve Gençlerbirliği camiasının değil tüm akademisyen camiasının da başı sağ olsun.

  5. #5
    ALKARA Erdem Ceydilek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    9 Jun 2012
    Bulunduğu yer
    Ankara, Turkey, Turkey
    Mesajlar
    262
    insan ne çok şey yazmak istiyor ama eli gitmiyor bir yandan da. uzun uzun yazacağız Ural'ı.

  6. #6
    “Ruhuna değsin” Ural Abi

    “Şerefe”lerden sonra gözlerin aşağıya çevrildiği, yüzdeki mutluluğun yerini mateme bıraktığı, sessizce, ya da çoğu zaman içten, “burada olmayanlar için” diyerek kadehlerin masaya vurulma ritüelini hiçbir zaman anlamlandıramamışımdır. Hep garip, hatta saçma gelmiştir.

    Perşembe sabahı 6.30’da Özge, “Urallara gel!” dediğinde, kocaman bir “siktir!” çekip, nefes nefese kalmış bir şekilde Urallara doğru gidiyordum. Eve yaklaştığımda, loş geceyi aydınlatan ambulansın yanıp sönen kırmızı ışığını görünce, “eyvah!” dedim ve yürüyüş hızımı azalttım. Nefes alamadığımı hissediyordum ama çıkmalı, olan biteni görmeliydim…

    Ural Abiyi ilk kez 2005 ya da 2006 yılında, muhtemelen, bir maç öncesi/sonrası gittiğimiz Chopin’in barında tek başına otururken gördüğümü anımsıyorum. Birkaç dakika sonra bizim masaya gelmiş ve ortamı şenlendirmişti. Çok fazla güldüğümüzü ve eğlendiğimizi hatırlıyorum. Sonraları eşi Zeynep’le birlikte, çocukluğumun geçtiği Başçavuş sokakta oturduklarını öğrenip ara ara uğramaya başlamıştım. Bir süre sonra oturduğum evin yakınlarına, Ayrancı’ya taşındılar. Özellikle boşanma sürecimde, her ikisi de yaralarıma o kadar çok merhem oldular ki, bu kocaman yürekli iki insan adeta beni yeniden var ettiler. Neredeyse her akşam iş çıkışıma yakın, “mali bak sen seversin”le başlayan cümlelerle yaptığı yemeği anlatıp beni akşam yemeğine buyur eden Zeyno’nun sesiyle içim ısınır, evde Ural Abiyle laklak edip özlemini duyduğum aile ortamını yaşardım. Zeyno’nun deyimiyle artık evin küçük oğluydum.

    Abreg’le gittiğimiz Karadeniz turu sonrası da soluğu Nadir’lerde almış uzun uzun gördüğüm yerlerden bahsetmiştim. Eve doğru yürürken gereğinde fazla konuştuğumu fark edip, Ural’a “Abi çok konuştum bugün kusura bakmayın” dediğimde Ural, “valla mali benim de birkaç kelamım vardı anlattıklarınla ilgili ama bir türlü araya giremedim” deyip gülmüştü. Ki bilen bilir Ural araya girmek isterse girebilirdi.

    Tribün anıları, deplasman anıları, atkı koleksiyonu, isim koymadan yapamadığımız için Zeyno’dan bol bol laf yediğimiz etkinlikler, saatlerce süren kahvaltılar, midesine kelepçe takıldığı için çok az yemek yediği günlerde iki tabak birden yiyip bir tabak da paket yaptırıp eve götürdüğü, sonraları onlarca kez yaptığımız noodle, Kore’den döndüğünde bizlere öğrettiği kimbap, gittiği yerlerden getirdiği farklı içkileri tatma geceleri, büyük bir rekabetin yaşandığı tabu karşılaşmaları, evde sürekli Eurosport’un açık olması, çikolata geceleri ve elbette hayatımıza renk katan Rafi Abi.

    Rafi Abi için Tavukçu’da yaptığımız “hoş geldin” gecesinin ardından Zeyno, Ural ve ben arabaya atlayıp Rafi Abiyi oteline bırakmıştık. “Öyle bir şey içmeden gidilmez” demiş ve bizi otele davet etmişti Rafi Abi. Konu konuyu açıyor konuştukça konuşuyorduk. Bir ara Ural, “Rafi Abi deplasmana gitmeden seni bırakmayız! Ordu’ya gideceğiz, Antep’e gideceğiz, Mersin’e gideceğiz” diye ısrar etmeye başladı. Rafi Abi, “oğlum ben hastayım o kadar uzaklara gidemem ama Eskişehir’e gideriz” diyordu ama Ural’ın duracağı yoktu. Israrla deplasman rotasını hatırlatıp duruyordu. Sonunda Zeyno’ya döndüm “hayırdır” dedim. “Sarhoş” dedi. Oysa hiç ama hiç sarhoşa benzemiyordu. O günden beri her farklı ortamda onlarca kez kahkahalar içinde bu anıyı anlattım. Her birinde, “evet bi buradakiler bilmiyordu mali” diyerek bana laf atardı ama işin asıl zevki Ural’a takılmak değil miydi.

    Bilgisayardan birkaç dosya almak için bana gelmişti Ural Abi. Dosyalar diske kopyalanırken biz de laklak ediyorduk. Birden babasını anlatmaya başlamıştı. Uzun uzun anlatmıştı. Çıkarken bana dönüp, “o kadar az kişiye babamı anlattım ki mali, sana birden döküldüm” demişti. Sıkıca sarılmıştık birbirimize.

    Sonra ufaklıklar doğdu hayatlarımıza. Nadir’lerin İdil’in olmasına sebep olduğunu iddia ettikleri crumble gecesi en çok anlatılan anılardan biriydi mesela.

    Kısa bir süre sonra Toprak katıldı aramıza. “Susmayacağımı söylemiştim!” diye bize atarlanan “yer cücesi” Toprakla, “kreşteki tüm arkadaşlarımı seviyorum” diyen sevgi böceği İdil arasında kahkahalarla gezindik durduk.

    Her biri diğerinden değerli binlerce anı biriktirdik Ural Abiyle. Mersin dönüşü gidemediğimiz Varda Köprüsü içine oturmuştu mesela. Yol boyunca Zeyno’ya döndükten sonra da bana onlarca kez, “sana göstereceğim o köprüyü mali sen kafana takma” demişti. “Gideriz Abi” demiştim, “ne olacak?”

    Önceleri istemsizce, öğrendikten sonra ise büyük bir zevkle Ural Abi’nin kimseye oturtmadığı koltuğun “özel” yerine oturur ve özellikle ilk günlerde kapmasın diye yerimden kalkmazdım. Bir tür oyundu aramızda ve en çok eğlenen de hep Zeyno olurdu.

    Hastaneye yatmadan önce içtiği çorbanın parasını yanında cüzdanı olmadığı için ödeyememesini dert edip, defalarca “7 lirayı ödeyin” diye tembihleyen, ameliyattan çıkar çıkmaz ilk olarak “parayı ödediniz mi?” diye soran Ural Abi, ameliyattan tam bir hafta sonra yüreğine dokunduğu herkeste kocaman birer boşluk bırakarak aramızdan ayrıldı.

    Bu yazıyı yazarken aklıma kadehi masaya vurma ritüeli geldi. Bugüne kadar yüreğime dokunan hiç kimseyi kaybetmediğim için bu ritüelin değerini anlamadığımı fark ettim. Bundan sonra her şerefeden sonra, gözlerimi aşağıya çevirip, yüzümdeki mutluluğun yerini mateme bırakıp, sessizce, “burada olmayanlar için” diyerek kadehimi masaya vuracak ve ardından içkimi yudumlayacağım.

    “Ruhuna değsin”, huzur içinde uyu Ural Abi…


  7. #7
    Nasıl Korunabilirdik?
    Ural Abi' nin kitabına ön sipariş verilebiliyor:

    http://www.dr.com.tr/Kitap/Nasil-Kor...=0001708848001

    "Zeynep’in eşi, İdil ve Toprak’ın babasıydı, Alkaralar’ın Ural abisiydi, temas ettiği her insanda derin bir iz bırakan, barış, spor, kitap ve Gençlerbirliği sevdalısıydı. Çocuklarına güzel bir kütüphane, gurur duyacakları bir isim ve eşsiz bir kültürel miras bıraktı. Birçok insanın yüz yılda gerçekleştiremeyeceği kadar şeyi kısacık ömrüne sığdırıp, 23 Şubat 2017 günü bütün tanıyanlarından bir parça götürerek, o eşsiz kahkahasını da yanına alarak aramızdan ayrıldı."


Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •